Ay'ın Gölgeli Dansı
Ay'ın Gölgeli Dansı
Tavşan Pofuduk yumuşak bir taşın üstünde otururken kulaklarını gökyüzüne çevirdi. Uzun kulakları rüzgârı, kuşları, hatta çiçeklerin nefesini duyardı. Ama bugün başka bir şey duyuyordu: usul bir müzik.
Kulaklarını daha da diktirdi. Müzik yukarıdan geliyordu. Gökyüzünden. Pofuduk başını kaldırdı ve gördü.
Ay, Güneş'in etrafında yavaş yavaş dans ediyordu. Sağa bir adım, sola bir adım. Bir dönüş, bir duraklama. Sanki uykulu bir ninninin ritmindeydi.
«Ay dans ediyor,» dedi Pofuduk şaşkınlıkla. «Hem de Güneş'le birlikte.»
Ormandaki arkadaşları koşarak geldi. Kelebek Pıtırcık kanatlarını çırptı: «Ne oldu Pofuduk? Neden yukarıya bakıyorsun?»
Pofuduk fısıldadı: «Sessiz olun. Ay'ın dansı başladı.»
Hepsi başlarını kaldırdılar. Ay Güneş'in bir köşesine değdi. Bir gölge belirdi. Sonra biraz daha yaklaştı. Gölge büyüdü. Sonra biraz daha. Gölge Güneş'i bir öpücük gibi sardı.
Gökyüzü koyulaştı ama kararmadı. Bir mor, bir mavi, bir gümüş oldu. Yıldızlar bir an uyandılar, gözlerini kırpıştırdılar.
Pofuduk kalbinin ritmini duydu. Tık-tık. Tık-tık. Ay'ın dansına eşlik ediyor gibiydi. Yanındaki tavşan yavrusu Fındık yaslandı ona. «Korkuyor musun?» diye sordu Pofuduk.
«Hayır,» dedi Fındık. «Sadece merak ediyorum. Ay bize mi dans ediyor?»
Pofuduk gülümsedi. «Belki de. Ay öyle bir arkadaştır ki, bazen Güneş'e sarılır, bize gölgesini hediye eder.»
Sonra Ay usulca kaymaya başladı. Güneş'ten ayrıldı, gökyüzünde yolu üzerinde devam etti. Işık geri döndü. Önce bir kıvılcım, sonra bir demet, sonra kocaman bir kucaklama.
Kelebek Pıtırcık kanatlarını iki kez çırptı. «Ne kadar güzeldi,» dedi. «Sanki gökyüzü ninni söyledi bize.»
Pofuduk başını salladı. O gece yatağına girdiğinde kulaklarını yastığa yasladı. Ay'ın dansının müziği hâlâ oradaydı, kalbinin ritminde.
Ay bazen Güneş'in önünden geçer, gökyüzüne yumuşak bir gölge düşürür. Bu, çok özel bir gündür — bir tutulma günü.
