Prenses ve Prens'in İyilik Bahçesi
Prenses ve Prens'in İyilik Bahçesi
Güneşin her sabah altın gibi parladığı çok güzel bir sarayda, Prenses Maya ve Prens Can yaşarmış. Bu saray hiç de büyük ve soğuk bir yer değilmiş; aksine her köşesinde renkli çiçeklerin açtığı, kuşların cıvıldadığı sıcacık bir yuvaymış. Prenses Maya pembe yanaklı, her zaman gülümseyen ve doğayı çok seven bir çocukmuş. Prens Can ise mavi gözlü, her zaman nazik konuşan ve hayvanlarla arkadaşlık etmeye bayılan bir çocukmuş. Bir sabah, gökyüzünde beyaz bulutlar pamuk şekerler gibi süzülürken Maya ve Can, sarayın büyük bahçesinde oynamaya karar vermişler. Maya en sevdiği sarı elbisesini giymiş, Can ise parlayan gümüşten düğmeleri olan yeleğini kuşanmış. Bahçeye çıktıklarında hafif bir rüzgar onlara çiçeklerin güzel kokusunu getirmiş. İki kardeş el ele tutuşup çimenlerin üzerinde zıplayarak yürümeye başlamışlar. Onlar yürüdükçe renkli kelebekler çevrelerinde uçuşuyor, sanki onlara 'Hoş geldiniz' diyormuş. Maya ve Can, bugün özel bir şey yapmak istiyorlarmış. Sarayın arka bahçesinde, kocaman ağaçların gölgesinde gizli bir yer biliyorlarmış. Burası onların 'İyilik Bahçesi' dedikleri minik bir meyve bahçesiymiş.
Orada yetişen meyveler o kadar tatlıymış ki, bir tane yiyen herkesin yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurmuş. Prenses ve Prens, bu tatlı meyveleri ormandaki arkadaşlarına götürmek için hazırlık yapmaya başlamışlar. Maya yanına yumuşak, hasır bir sepet almış. Can ise meyveleri incitmeden toplamak için nazik ellerini hazır etmiş. Elmalar kıpkırmızı, armutlar sapsarıymış. Her birini özenle sepete dizmişler. Can, 'Bak Maya, bu en büyük elma bilge kaplumbağa Tonton için olsun,' demiş. Maya da gülerek, 'Evet, bu küçükleri de minik tavşancıklara ayırabiliriz, kıtır kıtır yerler,' diye yanıt vermiş. Sepetleri dolunca, ağır ağır ormana doğru yürümeye başlamışlar. Orman o kadar huzurluymuş ki, ağaçların yaprakları birbirine değdikçe masal anlatıyormuş gibi sesler çıkarıyormuş. Prenses Maya ve Prens Can, ormanın girişinde arkadaşları Zıpzıp Tavşan ile karşılaşmışlar. Zıpzıp o gün biraz yorgun görünüyormuş çünkü sabah çok fazla zıplamış. Maya hemen sepetinden bir dilim tatlı armut çıkarıp ona uzatmış. Zıpzıp armudu yer yemez kulaklarını sallamış ve gözleri parlamış. 'Teşekkür ederim nazik prenses ve nazik prens,' demiş ince bir sesle.
İki kardeş yoluna devam ederken ağaçların arasında Sincap Fındık’ı görmüşler. Sincap Fındık fındıklarını sayarken biraz kafası karışmış gibi duruyormuş. Prens Can yanına gidip ona yardım etmiş ve sepetten bir elma da ona bırakmış. Paylaşmak onları o kadar mutlu etmiş ki, yorulduklarını bile hissetmemişler. Gökyüzü yavaş yavaş turuncuya dönmeye, güneş batmaya hazırlanmaya başlamış. Maya ve Can, ormanın derinliklerinde uykuya hazırlanan tüm arkadaşlarına küçük hediyeler bırakmışlar. Paylaşmanın sadece karın doyurmak olmadığını, kalpleri ısıttığını çok iyi biliyorlarmış. Her hayvancık onlara teşekkür ederken, dillerinden dökülen güzel sözler sarayın her yerine yayılan bir sevgi yumağına dönüşmüş. Maya’nın saçları rüzgarda dalgalanırken, o ve kardeşi Can gökyüzündeki ilk yıldızı selamlamışlar. Artık eve dönme vakti gelmiş. Saraya vardıklarında anneleri ve babaları onları kapıda bekliyormuş. Maya ve Can, gün boyunca yaşadıklarını, arkadaşlarına nasıl yardım ettiklerini ve paylaştıkça ne kadar mutlu olduklarını anlatmışlar. Kral ve Kraliçe, çocuklarının bu kadar düşünceli ve nazik olmalarıyla gurur duymuşlar. Akşam yemeğinde hep birlikte oturup gülümsemişler.
O gece yataklarına yattıklarında, Maya ve Can’ın kalpleri huzurla doluymuş. Dışarıda ay dede parlıyor, ormandaki tüm hayvanlar tadı damağında kalan meyvelerin hayaliyle güzel rüyalar görüyormuş. Prenses Maya ve Prens Can, nazik olmanın, dünyadaki en büyük güç olduğunu biliyorlarmış. Çünkü birine gülümsemek veya küçük bir meyve ikram etmek, dünyanın en güzel sarayına sahip olmaktan çok daha değerliymiş. Uykuya dalarken birbirlerine 'İyi geceler' demişler ve yeni günde yine iyilik yapmak için sözleşmişler. Masal da burada bitmiş ama onların nezaketi tüm kalplerde yaşamaya devam etmiş. Sevgili küçükler, siz de arkadaşlarınızla her zaman paylaşın ve her zaman nazik olun, çünkü en tatlı rüyalar iyilik yapanlarındır.