Tıkırın İyilik Palamudu
Tıkırın İyilik Palamudu
Güneşli tepelerin arasında, minik ve turuncu bir sincap olan Tıkır epeyce heyecanlıydı çünkü bugün ormanın en büyük meşe palamudunu bulmuştu. Palamut o kadar parlak ve dolgundu ki Tıkır onu yuvasına götürmek için sabırsızlanıyordu. Ancak palamut biraz ağırdı ve Tıkır onu taşırken yorulmuştu. Derenin kenarına geldiğinde derin bir nefes aldı ve dinlenmek için durdu. Tam o sırada çalılıkların arasından yaşlı Kaplumbağa Tonton’un çıktığını gördü. Tonton çok yavaş yürüyordu ve güneşin altında biraz susamış görünüyordu. Tıkır, kendi palamudunu güvenli bir yere bıraktı ve hemen dereye koştu. Elleriyle biraz su alıp Tonton’un yanına götürdü. Tonton suyu içince gülümsedi ve Tıkır’a teşekkür etti. Tıkır, palamudunu unutup Tonton’un evine kadar ona eşlik etmeye karar verdi. Beraber yavaş yavaş yürüdüler, kuşların şarkılarını dinlediler ve yol boyu keyifli sohbetler ettiler. Tıkır, yaşlı dostuna yardım ettiği için kalbinde yumuşacık bir sıcaklık hissetti.
Tonton’u evine bıraktıktan sonra Tıkır, palamudunu bıraktığı yere geri döndü. Ama o da ne? Palamut yerinde yoktu! Tıkır biraz üzüldü, sağa baktı sola baktı ama koca palamudu göremedi. Tam o sırada yukarıdan bir ses duydu. Bu, neşeli Kanatlı Mavi Kuş’tu. Mavi Kuş, gagasında bir demet taze böğürtlenle Tıkır’ın yanına kondu. Mavi Kuş, Tıkır’a palamudu bir farenin yanlışlıkla yuvarladığını ama kendisinin onu daha güvenli bir yere, bir ağaç kovuğuna sakladığını söyledi. Tıkır çok sevindi. Mavi Kuş, Tıkır’ın Tonton’a yardım ettiğini uzaktan gördüğünü ve bu yüzden ona yardım etmek istediğini anlattı. Getirdiği tatlı böğürtlenlerden birini Tıkır’a uzattı. Tıkır böğürtleni yediğinde tadı hayatında yediği en güzel şey gibi geldi. İyilik, bir çiçek gibi dallanıp budaklanmaya başlamıştı bile. Tıkır, Mavi Kuş’un gösterdiği ağaca gitti ve palamudunu orada buldu. Onu kucağına aldı ve neşe içinde zıplayarak yoluna devam etti. Ormanın içinde yürürken karşılaştığı herkese selam verdi, herkese gülümsedi. Her gülümseme başka bir gülümsemeyi doğuruyordu.
Tıkır yolun yarısına geldiğinde, karnı acıkmış ama annesini kaybetmiş küçük bir Tavşan Yavrusu gördü. Tavşan Yavrusu bir ağacın dibinde büzülmüş, minik burnunu titreterek bekliyordu. Tıkır hemen yanına gitti ve kucağındaki koca palamudu yere bıraktı. Palamut çok lezzetli görünüyordu ve Tıkır onu kış için saklamayı planlıyordu. Ancak küçük tavşanın karnının çok aç olduğunu görünce hiç düşünmeden palamudu onun önüne itti. Tavşan Yavrusu önce şaşırdı, sonra palamudu afiyetle yemeye başladı. Karnı doydukça neşesi yerine geldi ve Tıkır ile birlikte oyunlar oynamaya başladılar. Tıkır’ın palamudu artık yoktu ama karşısında çok mutlu bir dostu vardı. Bir süre sonra Tavşan Yavrusu’nun annesi çıkageldi. Anne tavşanın ellerinde çeşit çeşit taze havuçlar vardı. Yavrusuna yardım eden Tıkır’ı görünce o kadar mutlu oldu ki sepetindeki en büyük ve en tatlı iki havucu Tıkır’a hediye etti. Tıkır şaşkınlıkla havuçlara baktı, bir iyilik yapmıştı ve karşılığında beklediğinden çok daha fazlası ona geri dönmüştü. Tıkır şimdi her zamankinden daha mutluydu.
Havuçlarını çantasına koyan Tıkır, evine doğru yürürken ormanın ne kadar güzel olduğunu düşündü. Bu sırada rüzgar hafifçe esmeye başladı ve ağaçlardaki yapraklar dans etti. Tıkır, yolun kenarında ters dönmüş küçük bir böcek gördü. Böcek ayaklarını havada sallıyor ama bir türlü düzelemiyordu. Tıkır hemen eğildi, parmağını uzattı ve minik böceği nazikçe düzeltti. Böcek hızla kanatlarını çırptı ve Tıkır’ın etrafında üç tur dönerek ona teşekkür etti. Sonra bir çiçekten diğerine konarak uzaklaştı. Tıkır, iyilik yapmanın ne kadar kolay olduğunu ve her seferinde kalbinin ne kadar çok neşeyle dolduğunu fark etti. Artık yorulmak bir yana, sanki ayaklarının altında bulutlar varmış gibi hafif hissetmeye başlamıştı. Havuçlar çantasında tıkırdıyor, ormanın kokusu burnuna geliyordu. Her adımda yeni bir iyiliğin tohumunu ektiğini biliyordu. Akşam güneşi ormanı turuncuya boyarken Tıkır yuvasına iyice yaklaşmıştı. Yolun sonundaki büyük çınar ağacının altında arkadaşları toplanmıştı ve hepsi onu bekliyordu. Tıkır’ın bu kadar neşeli olmasının sebebini merak ediyorlardı. Tıkır onlara başından geçenleri bir bir anlattı.
Arkadaşları Tıkır’ı dinlerken gözleri parladı. Köstebek Kömür, Kirpi Diken ve Baykuş Bilge, Tıkır’ın yaptığı iyilikleri duyunca çok etkilendiler. Hepsi birbirine bakıp gülümsedi. Köstebek Kömür, toprağın altından çıkardığı en güzel tohumları Tıkır’ın önüne serdi. Kirpi Diken, en yumuşak yosunlardan ona küçük bir yastık yaptı. Baykuş Bilge ise en güzel masallarını o gece Tıkır için anlatmaya söz verdi. Tıkır o akşam anladı ki, dünya iyilikle paylaşıldıkça güzelleşiyordu. Birine su vermek, birine yol göstermek veya yemeğini paylaşmak sadece karşıdakini değil, en çok yapan kişiyi mutlu ediyordu. Küçük bir sincabın bir palamutla başlayan serüveni, koca bir ormana yayılan bir sevgi yumağına dönüşmüştü. O gece bütün hayvanlar daha huzurlu uyudular. Çünkü biliyorlardı ki yarın güneş doğduğunda, her biri diğerine yardım etmek için can atacaktı. Tıkır, yumuşacık yosun yastığına başını koyduğunda dışarıda ay ışığı parlıyordu. Havuçlarını sabah kahvaltısı için sakladı ve kalbindeki o sıcacık sevgiyle derin bir uykuya daldı. Masal da burada bitti, mutluluk tüm çocukların kalbine gitti.
Masalın sonunda Tıkır’ın öğrendiği en büyük ders şuydu: Elimizdeki bir şeyi başkasıyla paylaştığımızda o şey azalmıyor, aksine çoğalarak bize geri dönüyordu. Sevgi ve yardımseverlik, tıpkı ormanda yankılanan bir ses gibiydi; ne kadar güzel seslenirseniz, size o kadar güzel bir karşılık gelirdi. Tıkır artık her sabah uyandığında Bugün kime bir iyilik yapabilirim? diye düşünerek güne başlıyordu. Bazen bir çiçeği sulamak, bazen bir arkadaşına günaydın demek bile ormandaki herkesin yüzünü güldürmeye yetiyordu. Küçük iyilikler, kocaman dünyaları güzelleştirir; bunu hiç unutma küçük dostum. Sen de bugün birine gülümseyerek veya oyuncağını paylaşarak dünyanı güzelleştirebilirsin. Paylaşmak kalbi büyütür, arkadaşlığı pekiştirir. Tıkır ve arkadaşları masmavi gökyüzünün altında, yemyeşil ağaçların gölgesinde hep birlikte mutlu bir hayat sürdüler. İyilikle kalın, sevgiyle uyuyun. Masalımız burada son bulurken, tatlı rüyalar seninle olsun. Her iyilik bir yıldız olur, geceni aydınlatır. Gökten üç palamut düşmüş; biri yazarın, biri okuyanın, biri de iyilik yapan tüm kalplerin üzerine.